Koç, Sabancı, Turkcell, THY gibi dev kuruluşların yanı sıra bankalar, özel hastaneler, okullar, tersaneler de çalışanlarının içeceği suyu ihaleyle alıyor. Su pazarındaki rekabet kızışıyor.
Haber: Medine Duff
Bu da 3 milyar dolarlık ambalajlı su pazarındaki rekabete yeni bir boyut katıyor... EKONOMİK kriz, çalışan sayısı çok olan büyük şirketlerin, dışarıdan aldıkları hizmetlerde yeni stratejiler geliştirmesine yol açıyor.
Daha doğrusu, düşük maliyetle daha kaliteli ürün ve hizmet almaya çalışıyorlar. Bu hizmetlerin arasına bir süredir damacanalı su da katılmış durumda.
Evet, artık büyük kuruluşlar çalışanlarının suyunu da ihaleyle alıyor.
Su ihalesi yapanların başında ise Koç, Sabancı gibi büyük holdingler; Türkiye İş Bankası, Vakıflar Bankası başta olmak üzere bütün bankalar; özel hastaneler; Yeditepe, Bahçeşehir gibi özel üniversite ve özel okullar; büyük tersaneler; ticaret ve sanayi odaları geliyor...
Aslında büyük şirketlerin su alımları iki yıl öncesine kadar lokal şekilde yapılıyordu. Yani en yakınlarında bulunan su markalarından birini, teklif toplama ve değerlendirme yöntemiyle seçiyorlardı. Bu yüzden de bir holdingin veya bankanın İstanbul’daki merkezi ile başka bir şehirdeki şirketi veya şubesi farklı su markalarıyla anlaşabiliyordu. İhale yolu keşfedilince teklif usulü bırakıldı. Çünkü ihaleyle yapılan alımlarda ülke geneli söz konusu olduğu için fiyatlar düşebiliyor.
Yani su markaları, bir kurumsal şirket için damacana başına yüzde 35’e kadar indirim yapabiliyor.
Madalyonun öbür yüzündeyse su markaları var. Onlar için sayıları sürekli artan kurumsal müşteriler çok önemli bir pazar olmaya başladı. Çünkü yıllık cirosu 3 milyar dolara yakalaşan ambalajlı su pazarında kurumsal müşterilerin payı yüzde 35’lere ulaştı. Ve bu oran her yıl artıyor.
KOÇ’A AYDA 70 BİN DAMACANA
Büyük holdingler, su ihalelerini genelde ocak veya mayıs ayları içinde yapıyor. Bankalarınki ise haziran ayına kadar sarkabiliyor. Büyük eğitim kurumları ve hastaneler de ihaleleri daha çok haziran ayında açıyor.
Doğal olarak su ihalelerinde en yüksek miktar Koç Holding’e ait. Çünkü Koç Grubu bünyesindeki bütün şirketlerin aylık su ihtiyacı 70 bin damacanayı buluyor. Bu rakam Sabancı Holding’de 65 bin, Turkcell’de 35 bin. Bankalarda ise damacana adedi şube sayısına göre değişiyor. Burada da ayda 10- 30 bin arasında değişen tüketimler söz konusu.
Su sektöründe rekabet yoğunluğu, büyük kuruluşların ihaleler için sıkı kriterler uygulamasına yol açıyor. Bunların başında da HACCP belgesi geliyor. HACCP; gıda işletmelerinde, sağlıklı gıda üretimi için gerekli olan hijyen şartlarının (personel, ekipman, hammadde ve ortam hijyeni) sağlanması, üretim ve servis aşamasında tüketici açısından sağlık riski oluşturabilecek nedenlerin belirlenmesi ve bu nedenlerin ortadan kaldırılması temeline dayanan bir ürün güvenilirliği sistemi.
Şirketler sadece HACCP belgesi istemekle kalmıyor. Bazı şirket yetkilileri suyun tesisini geziyor, bağımsız sağlık kuruluşlarına test ettiriyor. Bir de çalışanlarına tattırıyor. Öyle ki, bir su markası ihaleyi kazansa bile suyun tadı beğenilmezse birkaç ay sonra anlaşma iptal edilebiliyor...
500 BİN TL'LİK SEBİL KOYUYORLAR
Tabii sıkı kriterler söz konusu olunca, Türkiye’de sayıları 300’ü bulan su markalarının tamamı bu ihalelere katılamıyor. Dolayısıyla ihaleler de büyük su markalarının eline kalıyor. Halen daha çok Hayat, Nestle, Erikli, Pınar, Tema Revansu, Sırma, Saka, Damla gibi ünlü markaları kurumsal müşteriler için birbirleriyle yarışıyor.
Kurumsal pazarın önemini keşfeden bu markalar, bayi yapılarını bile farklılaştırıp “kurumsal bayi” ve “bölge ev bayisi” diye ayırmaya başlamış. Yani kurumsal müşterileri için ciddi yatırım da yapıyorlar. Bu konuda en önemli harcama kalemlerinden birini ise şirketler içine konulan sebiller alıyor. Ki bu sebillerin birinin fiyatı 200 TL. Yani ayda 5-6 bin damacana su tüketen kurumsal bir müşteri için suyun sahibi 60 bin liraya yakın sebil yatırımı yapıyor.
Bu arada, bir şirketin suyunu ulusal pazarda dağıtmanın da su yatırımcıları için pek karlı olmadığını belirtelim. Çünkü su, nakliyesi en pahalı ürünlerden biri. Sektör yetkilileri su yatırımcıların bu sorunu çözebilmek için yeni yatırımlara yöneldiğini söylüyor. Yani sucuların maliyeti düşürebilmek için kaynak ve tesis sayısını artıracakları belirtiliyor.
HAYAT’IN 2 BİN KURUMSAL MÜŞTERİSİ VAR
Hayat Su, kurumsal müşteri sayısı en fazla olan şirketlerden biri. Şirket, bu alana yönelik yatırımlara büyük önem veriyor. Hayat Su Genel Müdürü Yeşim Güra, kurumsal su pazarı ve şirketinin bu pazara yönelik faaliyetleriyle ilgili şu bilgileri veriyor:
“Kurumsal su pazarı çok hızlı ve etkin büyüyebilecek bir yapıya sahip. Nitelikli kurumsal müşterilere yönelik satışlarda ciddi artışlar var. Üstelik kurumsal müşteri bağlantısıyla birçok firma çalışanına, dolayısıyla ev kanalındaki birçok tüketiciye ulaşabiliyorsunuz. Ürününüzün marka bilinilirliğini artırıyor, çok daha düşük maliyetlerle reklam yapmış oluyorsunuz.
Hayat Su, Türkiye çapında çok geniş bir dağıtım ağına sahip. Bu sayede kurumsal kanalda da çok etkin bir yapımız ve gücümüz söz konusu. Etkin bir kurumsal bayi ağımız olduğu için, örneğin İstanbul’da bulunan kurumsal bir müşterinin Edirne’den tutun da Antalya, Diyarbakır veya Samsun’daki lokasyonlarına da tek elden hizmet verebiliyoruz. Hayat Su olarak halen Türkiye çapında yaklaşık 2 bini aşkın kurumsal müşteriye hizmet veriyoruz. Her yıl birçok firma su ihalesi düzenliyor. Biz de firma olarak bu ihalelere katılıyoruz.”
Sudaki sıcak savaşın diğer oyuncuları neler yapıyor. Rakamlarla su pazara hangi boyuta vardı. Haberin devamı bu haftaki Para Dergisi\\'nde.
Para
|